Yükümlülükler ve pankartlar (5)

Bunu dizinin evvel ki bölümlerinde Sözleşme’nin meydana geliş dinamikleri, amacı ve kapsamını tartışırken ayan şekilde görmüş olduk. Nitekim Sözleşme’de taraf devletlere yüklenen yükümlülüklere dair bir izahat da bizi benzer bir neticeye vardıracak. Hadi varalım. 

Kadınları değil, “kutsal aile”yi korumayı kafasına koymuş, “toplumsal cinsiyete dayalı şiddet”le değil kadın ve LGBTİ+ örgütleriyle mücadele etmede gayretkeş bir siyasi iktidar için İstanbul Sözleşmesi elbette korkulası ve nihayetinde kaçılası bir metin. Bunu dizinin evvel ki bölümlerinde Sözleşme’nin meydana geliş dinamikleri, amacı ve kapsamını tartışırken ayan şekilde görmüş olduk. Nitekim Sözleşme’de taraf devletlere yüklenen yükümlülüklere dair bir izahat da bizi benzer bir neticeye vardıracak. Hadi varalım. 

Yükümlülükler

Her şeyden evvel taraf devletlerin yükümlülükleri sözleşmede son derece ayrıntılı düzenleniyor. Bu nedenle tek tek irdelemek yerine genel bir değerlendirme yapmanın uygun olacağı kanaatindeyim. Ancak her şeyden evvel bu ayrıntılılık halinin ziyadesiyle güven veren bir hâl olduğunu ifade etmek gerek.

Daha önceki bölümlerde de belirttiğim üzere, devletlerin yükümlülüklerini 4 ana başlıkta toplamak mümkün; “önleme”[1],  “koruma”[2] ve “destekleme”, “soruşturma ve kovuşturma”[3], “entegre politikalar”[4].

Sözleşmede yer verilmiş olan “önleme” yükümlülüğüne dair son derece ileri düzenlemeler yapıldığını ilk elden görmek mümkün. 12. maddenin ilk fıkrasında altı çizilmiş olan toplumsal cinsiyet kalıplarını yıkmak için gerekli tedbirlerin alınması yükümlülüğü özel bir ehemmiyete sahip. Zira esas neden yok olursa, etki ve sonuçları da yok edilebilir. Bu konuda AK (Avrupa Konseyi) ve Af Örgütü’ne atıfla devletlerin cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği+ esaslı ayrımcılık türlerini ortadan kaldırmak için basmakalıp düşünceler, ön yargılar, adetler, gelenekler ve kalıplaşmış rollere dayalı pratiklerin değişmesi için kâfi derecede teşvik edici tedbirlerin icap ettiğini yazmıştım. Söz konusu teşvik tedbirleri “ayrımcılık karşıtı yasalar, önleme stratejileri geliştirme, halkı bilinçlendirme kampanyaları, medya organlarıyla işbirliği içeren, eğitim sektörünü kapsayan farklı düzeylerdeki bir takım tedbirler aracılığıyla, bundan başka olumsuz cinsiyet kalıplarının sonuçta ortaya çıkan zararlı uygulamaların bilhassa kemikleşmiş olduğu nüfus grupları için toplum temelli programlar tasarlayarak”[5] alınabilir.

Bu çalışmaların amacına ulaşabilmesi için erkeklerin ve erkek çocuklarının da rol alabileceğinin farkında olarak hareket edilmesi gerekir. Sözleşme bağlamında ifade edilecek olunursa, yerleşik toplumsal bakış açısından farklı erkekler iyi emsaller olarak zihin değişiminde önemli rol oynayabilir.[6] Ancak elbette bu kâfi değil ve kadınların güçlendirilmesi temel nokta. Bu kapsamda sadece şiddete karşı bilinçlendirme değil, kadınların eşitsiz konumda olduğu tüm sahalarda (sosyal, siyasal, ekonomik gibi) kadın güçlenmesinin sağlanması için devlet aktif rol oynamalı.

Hemen şunun da altını çizmek istiyorum: Kuşkusuz Sözleşme’nin yükümlülükler bahsindeki temel başlıkları birbiriyle yakın ilişki içerisinde. Mesela “önleme”yle “soruşturma ve kovuşturma” yükümlülüğü arasındaki bağla alakalı olarak, kültür, gelenek, görenek, din veya sözde ‘’namusun’’ şiddete gerekçe olmasının engellenmesi gerekliliği, Sözleşme’de ifade ediliyor (m. 12/ 5). Bu çerçevede kadınlara karşı işlenen suçlar, ardındaki neden ne olursa olsun suç sayılmalı,  kültür, örf- adet, din, gelenek ya da sözde onur “toplumsal cinsiyete dayalı şiddet”i haklı göstermek adına kullanılamamalı.[7] Mesela –Sözleşme’ye göre- bu sayılanlar “haksız tahrik” ya da herhangi bir başka erkeklik indirimi sebebi olmamalı. Aksi halde teşvik edilen söz konusu şiddetin ta kendisi olur.

“Koruma”yla alakalı olaraksa en mühimi madde 18’e göre, koruyucu hizmetlerin sağlanması için soruşturma veya kovuşturma yapılmasının lüzumlu olmaması. Her ne kadar sözleşmede yargılamaların geciktirilmeden yürütülmesinden bahsedilmişse de, ceza yargılamalarında gecikmeler, kanıt sunulması beklentisi gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Bunları bertaraf etmek açısından hızlıca ve ceza soruşturması beklenmeksizin koruma sağlanması ciddi öneme sahip. Bu şekilde etkili korunma mağdurların sindirme, misilleme gibi durumlarla karşılaşmasına da engel olabilir. Böylece şikâyetlerin geri çekilmesi gibi durumlar azaltılabilir.

Elbette “koruma” tek başına kâfi değil. “Etkili destek hizmetleri” de garanti altına alınmalı. Bu hizmetler gerek kadınların güçlendirilmesi, gerekse de şiddetin tekrarlanmasının önlenmesi bakımından önemli. “Bu mevcut veya ileriki bir şiddet riskini önlemenin en etkili yolu olduğu kanıtlandığı için, kadınlar korunmaya, fiziksel, psikolojik ve sosyal desteğe ve yardıma erişmelidir. Bunu başarmak için, sözleşme kadınlar için entegre edilmiş tarzda koruma ve destek temin edilmesini gerektirmektedir. (Madde 18).”[8]

STÖ’ler ve adli birimlerin sağlayacağı destek, sığınaklar, hukuki destek, ekonomik destekler, telefon danışma hatları vs. bu kapsamda. Cinsel şiddet mağduru kadınlar için ise konuya özgülenmiş ayrı destek mekanizmalarının oluşturulması yükümlülüğü söz konusu (m. 25).

Pankartlar

İstanbul Sözleşmesi’nde düzenlenen yükümlülükler bahsi biraz uzun. Bu haftalık duralım.

Hazır durmuşken Türkiyeli kadınların Sözleşme’den vazgeçmediğini ve de vazgeçmeyeceğini tekrar ifade etmek istiyorum. Bu vazgeçmeyişi kadınlar daima yeni bir protesto, tartışma, yazı, ses ve benzerleriyle göstermekte. İşte geçtiğimiz hafta da İstanbul’un dört bir yanında “makbul” olmayan kadınlar, “makbul” olmayan protestolar icra ettiler ve “mak(b)ul” olmayan yerlere pankartlar astılar.[9] Altunizade’den Galata Kulesi’ne pek çok yerde şu yazıyordu:

“İstanbul Sözleşmesi Bizim Vazgeçmiyoruz!”

Devam edecek…

[1] Madde 12- 17.

[2] Madde 18, 20, 22- 28, 60, 61.

[3] Madde 45, 49, 50- 56.

Ayrıca bu başlık ile ilişkili olarak tazminat hakkı, velayet, görevinin ihmal eden devlet görevlileri aleyhine hukuki yollara başvurma ile çeşitli şiddet eylemleri bakımından özgün bazı yükümlülükler de düzenleniyor.

[4] Madde 7, 9- 11.

[5] Marianne Hester, Sarah-Jane Lilley, Preventing Violence  Against Women: Article 12  of The Istanbul Convention, A Collection of Papers  on The Council of Europe Convention  on Preventing and Combating Violence  Against Women and Domestic Violence, Printed at the Council of Europe, 2014, s. 15.

[6]Hester- Lilley, s. 8. 

[7] Hester- Lilley, s. 8.

[8] Council of Europe- Amnesty İnternational, The Council of Europe Convention on Preventing and Combating Violence against Women and Domestic Violence “ A Tool to End Female Genital Mutilation”, Council of Europe Publishing, 2014, Strasbourg, s. 22.

[9] https://www.birgun.net/haber/istanbul-un-dort-bir-yani-istanbul-sozlesmesi-pankartlariyla-donatildi-341414

Başlarken: Neden İstanbul Sözleşmesi? (1)

Nerede kalmıştık? (2)

Adı Üzerinde (3)

Nedir bu toplumsal cinsiyete dayalı şiddet? (4)