Nefret öldürür

İstanbul Sözleşmesinden, Cumhurbaşkanı tasarrufu ile çekilinmesi, Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘gökkuşağı’ bayrağı üzerinden yaratılan provakasyon, Boğaziçi Üniversitesi LGBTIQ Çalışmaları Kulübünün kapatılması, yetkili mercilerce her gün fobik söylemlerde bulunulması kendisini toplumsal cinsiyet normları dışında tanımlayan herkes için tehlike çanlarının çaldığını gösteriyordu.

 

İçerik Uyarısı: Yazı şiddet konusu barındırır. Tetikleyici unsurlar içerir.

Aydın’da yaşanan ve homofobik temelli olduğu failin beyanlarıyla anlaşılan saldırıdan sonra haberin dolaşıma girme biçimi maalesef şiddetin yeniden üretilmesine hizmet etti.

Aydın’da Fırat Delikanlı kullanıcı isimli bir instagram profilinden şiddet vakıasını resmeden bir görsel paylaşıldı. Fail, görselin altında homofobi ve nefret dolu bir not iliştirerek şiddet fiilini gerçekleştirenin kendisi olduğunu ve bunu şiddetten kurtulanın eşcinsel olması hasebiyle yaptığını duyurdu.

İstanbul Sözleşmesinden, Cumhurbaşkanı tasarrufu ile çekilinmesi, Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘gökkuşağı’ bayrağı üzerinden yaratılan provakasyon, Boğaziçi Üniversitesi LGBTIQ Çalışmaları Kulübünün kapatılması, yetkili mercilerce her gün fobik söylemlerde bulunulması kendisini toplumsal cinsiyet normları dışında tanımlayan herkes için tehlike çanlarının çaldığını gösteriyordu.

Bu kriminalize etme sürecinin sonucunda şiddet vakalarının yaşanması şaşırtıcı değil. Nitekim Aydın’da yaşanan bu saldırı da bunun vahşi örneklerinden biridir.

Ancak üzerine düşünülmesi gereken başkaca ve önemli konular da var. Başta ifade ettiğimiz gibi haberin servis ediliş biçimi ve hatta failin tutuklanmasını talep eden paylaşımların içerikleri gösterilen iyi niyetin tam aksi sonuçlara yol açmaktadır.

Öncelikle şahsın gerçek ismi Fırat Kaya, instagram profilinde kullandığı isim ise Fırat Delikanlı’dır. Fail, insanlığa karşı bir suç işlediği için teşhir edilmesinde bizim cephemizden bir sorun yoktur. Aksine bu teşhir durumu, artması çok muhtemel benzeri saldırılar açısından caydırıcılık misyonu taşımaktadır.

Haberlerin çoğunda kurtulanın ismi, soyismi ve engel durumu da teşhir edilmiştir. Bu homofobik saldırının bir çeşididir. Hiç bir şekilde şahsın isim ve soyisminin, engel durumun teşhir edilmesi kabul edilemez. Yine kurtulandan haberlerde ‘eşcinsel olan’ diye bahsedilmiştir. Bu konuda kurtulanın beyanı alınmadan, kendisi bunu açıkça ifade etmeden, yazılmasına açık rıza göstermeden bu ifadenin kullanılması saldırının boyutlandırılması anlamı taşımaktadır.

Failin bu saldırıyı, bu gerekçe ile yaptığı ifade edilebilir. Ancak kesin bir yargı ile kurtulanın eşcinsel olduğunun ifade edilmesi mümkün olmamalıdır. Bu durumun vahametini fark eden kimi yazılarda ise ‘eşcinsel olduğu şüphesiyle’ gibi bir ifade kullanılmış, adeta kaş yapayım derken göz çıkarılmıştır.

Diğer bir mesele ise şiddet içerikli görsel ve videoların kullanılmasıdır. Bu video ve fotoğrafların kullanılması en başta kurtulanın kişilik haklarına ve özel hayatına saldırıdır. Ötesi kullanılan görsellerin hiçbirinde şiddet içeriğine dair uyarı yapılmamıştır. Benzer nitelikte saldırıya maruz kalmış ya da kalma korkusu yaşayan insanlar için tetikleyici mahiyet taşıyan bu görsellerin bu şekilde servis edilmesi maalesef şiddeti tekrar tekrar üretmek demektir.

Özellikle cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği  üzerinden gerçekleştirilen saldırılara dair kullandığımız dil meseleyi anlama biçimimizle paralellik göstermektedir. Bu nedenle böylesi durumlarda şiddeti yeniden üretmemek temel yaklaşım biçimimiz olmalıdır.