Kuzey ve Doğu Suriye’de kim sahip kim hırsız?

Sputnik’in Rimelan’daki petrol ticaretine ait görüntülerini, “ABD’nin Suriye’den petrol çaldığı anlara ait görüntüler ortaya çıktı” başlığı ile sunmasının temeli, petrolün Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin denetiminde olduğu gerçeğini kabullenmemeye dayanıyor.

Rus resmi haber ajansı Sputnik’in geçtiğimiz günlerde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Rimelan’daki tesislerden çıkarılan petrol ile ilgili haberi dikkat çekici bir başlığa sahipti. Haberde, Suveyda Muhamed el Deham ve Suveyda Muhamed el Alyan köyleri arasında bulunan kuyulardan çıkarılan petrolün tankerlerle IKBY'ye götürülmesi, “ABD’nin Suriye’den petrol çaldığı anlara ait görüntüler ortaya çıktı” başlığı ile sunulmuştu.

Peki haberdeki ifadeler gerçeğin ne kadarını yansıtıyor? Bölge petrolünün sahibi kim? Sahiplikten gelen satış hakkını kullanmanın bir sınırı var mı?

2011’de başlayan Suriye İç Savaşı’ndan sonra ülkenin bir bölümü Türkiye destekli politik İslamcı silahlı grupların eline geçerken, Rojavayê Kurdistan bölgesindeki halk ve silahlı öz savunma güçleri hükümet kurum ve kuruluşlarının ele geçirilmesi ile başlayan Rojava Devrimi sürecine imza atmıştı. Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerdeki halk ve daha sonra YPG-YPJ olarak örgütlenen silahlı öz savunma güçleri Suriye rejim güçlerini bölgeden çıkardı ve Politik İslamcı silahlı güçleri engelleyerek birçok katliamı önledi. Halk ve silahlı öz savunma güçleri tarafından ele geçirilen bölgelerde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi olarak ilan edilen sistem 9 yıla yaklaşan bir süredir varlığını sürdürüyor.

Bağımsızlık hedefinin olmadığını ve Suriye Devleti ile statü sorununu çözmek için görüşmeye açık olduğunu beyan eden Özerk Yönetim; bölgedeki sınır kapılarını, petrol kuyularını, devrim öncesi dönemde rejime ait olan geniş arazileri elinde tutuyor.  Suriye Devleti’nin Rojava’da uyguladığı ekonomi politikasının özü, halkları yoksul ve yoksun bırakarak yönetimine bağımlı kılmak iken; Özerk Yönetim ekonomisinin en temel ilkesi herkesin üretime katılması olarak belirlenmiştir. Suriye Devleti, Rojava coğrafyasını bilinçli bir şekilde geri bırakarak sömürgeci iktidarını devam ettirmişti. Rojava’da çıkan petrolü işleyip kullanılabilir hale getirecek bütün tesisler Şam ve çevresindedir. Aynı zamanda verimli arazilere sahip olan Rojava’nın tarım ürünlerinin işletilmesi için fabrikalar ve atölyeler de bölge dışındadır. Rojava’nın ekonomik olarak geri bırakılması sömürgeci ve asimilasyoncu rejimin en karakteristik özelliğidir.

Özerk Yönetim, toplumsal anayasasında kantonlarının Suriye topraklarının bir parçası olduğunu vurgulamıştır. Ama Suriye Devleti, Özerk Yönetimi tanımamaya ve hedef göstermeye devam ediyor. Suriye Devlet Başkanı ve çeşitli devlet yöneticileri birçok kez bölgenin denetimini elinde bulunduran ve özerk sistem ile halkın en temel sorunlarını (güvenlik başta olmak üzere) çözen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni terörist ve işgalci olarak tanımlıyor. Kürt halkının inkârı ve haklarının tanınmamasında ısrarcı olan Suriye Devleti, özellikle DAİŞ ile mücadelede Uluslararası Koalisyon ile QSD arasındaki taktik işbirliğini hedef alıyor. Suriye’deki iç savaşın tek sorumlusunun Batı emperyalizmi olduğuna kendini inandırmış olan Şam yönetimi inkârcı, imhacı, asimilasyoncu çizgisini özellikle Kürtler mevzu bahis olunca korumaya devam ediyor.

İç savaş boyunca Rusya ve İran’ın ekonomik ve askeri desteği ile ayakta kalabilen Suriye bu iki güçlü devlete önemli tavizlerde bulundu. Ekonomik olarak Rusya’ya bağımlılığı artan Şam Yönetimi politik olarak da bu gücün denetimde kalmaya devam ediyor. Her türlü yer altı ve yer üstü zenginliklerin Rusya’nın çıkarlarına sunulduğu Suriye’de çok sayıda Rus askeri üssü de bulunmaktadır.

Rojava Devrimi iradesini tanımayan Şam ve Moskova yönetimleri hem askeri olarak bölgede yaşayan halkları tehdit etmekte hem de siyasi çözüm başlığı ile devam eden uluslararası görüşmelerde Kürtlerin ve diğer halkların kazanımlarını ellerinden almaya bağlı bir strateji izlemektedir. Bölge halklarının kaderlerini tayinini tanımayan ve oluşturdukları sistemi yıkmaya çalışan Şam yönetimi yıllardır devam eden iç savaştan pek ders almadığını gösteriyor.

Suriye ile yaptığı politik, askeri ve ekonomik anlaşmalar vesilesi ile kendini ülkenin tamamının hamisi sayan Rusya, Özerk Yönetimin Uluslararası Koalisyon ile yaptığı askeri anlaşma ve birçok ülke ile yapılan politik-ekonomik anlaşmaları tanımamakta ısrar ediyor. Bölge petrolünün tamamını ele geçirmek üzerine kurulu plan ve hedeflerini beyan eden Rusya, Özerk Yönetim’in kararlarına karşı tutumu ile bölgede sağlanan barışı ve huzuru tehdit ediyor.

Özerk Yönetim bölgesinde çıkan petrol da tüm yeraltı ve yerüstü tüm zenginlikler de Toplumsal Sözleşme’de vurgulandığı gibi bütün toplumundur. Topraklar halkındır. Ulusal üretim araçlarının mülkiyeti tesis edilir, yurttaş, işçi ve doğa hakları korunur ve ulusal egemenlik güçlendirilir.

Özerk Yönetim bölgede üretilen tüm ürünlerin ticareti konusunda da söz sahibidir. Diğer ülkelerle askeri olduğu gibi ekonomik anlaşmalar yapması da en temel hakkıdır.

Sputnik’in Rimelan’daki petrol ticaretine ait görüntülerini, “ABD’nin Suriye’den petrol çaldığı anlara ait görüntüler ortaya çıktı” başlığı ile sunmasının temeli, petrolün Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin denetiminde olduğu gerçeğini kabullenmemeye dayanıyor. Bu da Özerk Yönetim’i ve bölge halklarının iradesini tanımama ve çözümsüzlükte ısrar etmenin en açık göstergelerinin sayısız örneğinden birisidir.