Afif Gültekin: 'Aldığım oturumu İsveç İstihbaratı iptal ettirdi'

İsveç’teki beşinci yılına yaklaşırken oturum başvurusuna ret yanıtı alan Afif Gültekin, Göçmen Dairesi’nin kendisine oturum izni verdiğini ancak SÄPO’nun raporu nedeniyle oturum izninin iptal edildiğini ifade ediyor.

Ahmet Tirej Kaya

Gazete İsveç - İsveç İstihbaratı (SÄPO) ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), politik nedenlere İsveç’e gelen Kürt mültecilere yönelik olarak işbirliği yaptığı haberleri basına daha çok yansımaya başladı. Ülkede, Avrupa’daki diğer devletlerin göçmen karşıtı politikalarına benzer bir şekilde oturum süreçlerini zorlaştıracak yeni yasalar gündemdeyken, Avrupa İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre İsveç 2020 yılında oturum başvurularının büyük bir kısmını reddetti. Öte taraftan Kürt kimliğinden kaynaklı baskılar gören ve bu nedenlerle İsveç’e gelen insanlara özel olarak bir yönelim olduğu görülüyor.

Göçmen Dairesi’nin sorumlu olduğu oturum süreçlerine müdahil olan SÄPO’nun ‘güvenlik tehdidi’ gerekçesiyle 30 kişiyi Türkiye’ye iade etmek istediği belirtiliyor.

Hakkında ‘güvenlik tehdidi’ kararı alınan 30 kişiden biri olan Afif Gültekin (31), 7 Haziran seçimlerinden sonra yapılan operasyonlarda hakkında gözaltı kararı alınmasının ardından İsveç’e gelerek iltica başvurusunda bulundu. Aynı zamanda 17 yaşındayken tutuklanan ve iki buçuk yıl hapis yatan Gültekin, ‘TMK mağduru çocuklar’ olarak bilinen çocuklardan biri.

İsveç’teki beşinci yılına yaklaşırken oturum başvurusuna ret yanıtı alan Gültekin, Göçmen Dairesi’nin kendisine oturum izni verdiğini ancak SÄPO’nun raporu nedeniyle oturum izninin iptal edildiğini ifade ediyor. Göçmen Dairesi’nin çıkış kararı vermesine rağmen, Türkiye’deki politik atmosferi gözeterek Gültekin’e verdiği bir yıllık oturum süreci ise 11 Mayıs’ta sona eriyor.

Afif Gültekin, iltica başvurusunun ardından yaşadıklarını ve İsveç kurumlarının yaklaşımlarını Gazete İsveç’e anlattı.

“GÖRÜŞMEDE SOSYAL MEDYA ADRESLERİMİ ALDILAR”

25 Ağustos 2015 tarihine İsveç’e geldiğini ifade eden Gültekin, 4 yıl 9 ay sonra Göçmen Dairesi’nden olumsuz yanıt aldığını belirterek yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyor:

Karardan önce beni SÄPO çağırdı. Beklemediğim sorularla karşılaştım. İsveç’te böyle şeyler olacağını beklemiyordum. Türkiye’de pek çok kez gözaltına alındım. SÄPO’dakilerin Türkiye’deki polislerin tavrından farkı yoktu. Görüşme sırasında bana, ‘Senin Türkiye’de örgütle bağlantın var mıydı? PKK’yi terörist olarak görüyor musun? Abdullah Öcalan’ın kitaplarını okuyor, Öcalan’ı kendine lider olarak görüyor musun? HDP ile PKK arasında bir bağ var mı? YPG ile PKK arasında bir bağ var mı? Burada Kürtlerin düzenlediği aktivitelere katılıyor musun? Etkinlikleri kim organize ediyor? Burada PKK’liler var mı, kimlerle arkadaşlık ediyorsun?’ gibi sorular sordular. Sosyal medya adreslerimi ve telefon numaramı aldılar. Ben de bu sorular karşısında şaşkına uğradım. Türkiye’de de HDP’nin üzerine böyle gelindiğini söyleyerek, ’Aynısını siz de yapıyorsunuz, Türkiye’den ne farkınız kaldı. Bu tarz baskılar yüzünden buraya geldik, siz de bize aynı şeyleri yapıyorsunuz. Ben siyasi bir partinin çalışanıyım. Neden partimle ilgili sorular sormuyor musunuz? Buraya gelişimle ilgili gerekçeler gösterdim. Bunlarla ilgili neden soru sormuyorsunuz? dedim.

“SÄPO’NUN RAPORUNUN SIZMAMASI İÇİN İMZA ATTIRDILAR”

Görüşmenin ardından 5 ay geçtikten sonra yüksek mahkemeye itiraz ederek dosyasında karar verilmesini istediğini söyleyen Gültekin, Stockholm’de Göçmen Dairesi yetkilileriyle yaptığı görüşmeyi şöyle anlatıyor:

SÄPO’nun hakkımda tuttuğu raporu okuttular. Bu raporun dışarı sızmaması gerekiyor diye imza attırdılar. Hem hayatımla oynuyorlar, hem de bunu dışarı sızdırmamak istiyorlar. Benimle aynı durumu yaşayan arkadaşlar konuşmaktan, ’hakkımda soruşturma açılır mı’ diyerek çekiniyorlar. Raporda, ’Afif’in burada arkadaşlık kurduğu kişiler, katıldığı aktiviteler ve kendisi İsveç için güvenlik tehdidi içeriyor ve hakkında ret kararı verilerek sınır dışı edilmesi gerekiyor’ yazıyor. Buradaki arkadaşlarım İsveç vatandaşı. Eğer illegal bir şey yapıyorlarsa ve tehlikelilerse neden haklarında bir soruşturma yok. Benim burada katıldığım aktivitelerin hepsi polis izniyle yapılan etkinliklerdir. Ben de bir Kürt olarak demokratik bir şekilde tepkimi gösterdim. Madem tehlike içeriyor neden bu eylemlere izin veriliyor? Geldiğimden beri çalıştığım işyeri, okuduğum okul ve yaşadım yer belli. İsveç kanunlarına göre nasıl bir tehlike içeriyorum? SÄPO bana, İsveç kanunlarına göre değil, Türkiye kanunlarına göre bana yaklaştı.

“SÄPO’NUN RAPORUNDAN KAYNAKLI OTURUMUM İPTAL EDİLDİ”

Bu görüşmenin ardından 11 Mayıs 2020 tarihinde Göçmen Dairesi’nin oturum başvurusuna olumsuz yanıt verdiğini ifade eden Gültekin, “Göçmen Dairesi yetkilileri, yaptığım görüşmede siyasi olarak oturum almak için kriterleri yerine getirdiğimi, verdiğim bütün bilgilere de inandıklarını ancak SÄPO’nun kararından kaynaklı bana verdikleri oturumu iptal etmek zorunda kaldıklarını söylediler. İade edilirsem, şu anki rejimde işkence görme ihtimalim olduğu için beni Türkiye’ye göndermediklerini ve bu sebeple bana bir yıllık oturum izni vererek hayatıma devam edebileceğimi ifade ettiler. Hakkımda iki karar verildi, hem çıkış kararı hem de bir yıllık oturum hakkı kararı. Oturum iznim önümüzdeki 11 Mayıs’ta doluyor. Hakkımda iki yeni dava açıldığı için iki ay önce yeniden iltica ettim. Türkiye’de de değişen bir durum yok. Ya beni iade edecekler ya da hakkımda yeni bir karar verecekler” ifadelerini kullanıyor.

“PARLAMENTO ÖNÜNDE EYLEMLER YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

İsveç’te yaşadığı altı yıl boyunca hem çalıştığını hem de dil okuluna gittiğini söyleyen Gültekin, “Buraya belli oranda entegre oldum. Bu altı yıldan sonra böyle bir süreç yaşamam hem maddi hem manevi olarak beni olumsuz etkiledi.  Beni Türkiye’ye mi teslim edecekler, başka bir yere mi gideceğim ya da burada mı kalacağım… Bu psikolojiyle yaşıyorum ve ne yapacağımı bilmiyorum” diyor.

Hakkında çıkış verilen bazı kişilerle haberleştiklerini aktaran Gültekin sözlerini şu sözlerle sonlandırıyor: “Görüşmelerde bize sorulan sorular ve hakkımızda verilen kararlar aynı. Parlamento önünde eylemler yapmayı da düşünüyoruz. Yaşadıklarımızın İsveç medyasında yer almasını ve herkes tarafından duyulmasını istiyoruz.”

BENZER HABERLER İÇİN TIKLAYIN:

Îstîxbarata Swêdê: Te pirtûkên A. Ocalan xwendine, tu wî weke serokê xwe dibînî?

İsveç üç çocuk annesi Derdiye Kül’ü Türkiye’ye iade etmek istiyor

İsveç iltica başvurularının büyük çoğunluğunu reddediyor

İsveç’te yeni göç yasa tasarısı: Kalıcı oturum zorlaşıyor

Öne çıkan haberler!