20 aylık Aren’in hikayesi: İsveç’te korona kaynaklı çocuk ölümleri gizleniyor mu?

Koronavirüse karşı uyguladığı ‘sürü bağışıklığı’ politikası ile tartışmaların odağında olan İsveç’te, korona kaynaklı çocuk ölümlerinin gizlendiği iddia ediliyor. 20 aylık oğlunun korona nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyleyen baba Rizan Aslan, başka hastalıkları işaret eden doktorların ve hastane yönetiminin beş ayın ardından ölüm nedeninin korona kaynaklı olduğunu itiraf ettiklerini belirtti.

Ahmet Tirej Kaya 


Gazete İsveç - İsveç Devlet Televizyonu’nda (SVT) yer alan 9 Ocak 2021 tarihli bir haberde, korona olan ve vücudunda kan zehirlenmesi gerçekleşen bir çocuğun (Aren) yaşamını yitirdiği yazıldı. Söz konusu haberde o tarihe kadar, Halk Sağlığı Kurumu’nun verilerine göre 0-9 yaş aralığında beş çocuğun korona nedeniyle yaşamını yitirdiği de aktarıldı. Haberde olayla ilgili görüş bildiren Bölge Şefi Anne Thelander, 26 Aralık 2020 tarihinde Örnsköldsviks Hastanesi’ne getirilen ve virüs semptomu olan 20 aylık çocuğun yapılan tetkiklerin ardından daha iyi olduğu için eve gönderildiğini, 27 Aralık gecesi hastaneye tekrar getirildiğini ve 28 Aralık sabahında da yaşamını yitirdiğini söyledi. Kendisine çocuğun ölüm nedeni sorulan Thelander, henüz net bir belirleme yapılamadığını belirterek olayı inceleyen uzmanların muhtemel ölüm nedeni olarak çoklu organ yetmezliği ve bakterilerin neden olduğu kan zehirlenmesini işaret ettiğini açıkladı. Çocuğun koronavirüs olduğunu da ifade eden Thelander, koronanın çocuğun yaşamını yitirmesinde temel bir neden olmadığını, aksine ölümün bakteriyel enfeksiyon nedeniyle gerçekleştiğini belirtti. 

Olayın hemen ardından 29 Aralık günü allehanda.se adlı yerel gazeteye de demeç veren Thelander, yine benzer ifadelerle araştırma yapılması için örneklerin alındığını ve ölümün ardında başka bir hastalık olup olmadığının inceleneceğini ifade ederek, bütün beklenmedik ölümlerde yapıldığı gibi önce araştırma yapılacağını, bazı durumlarda otopsi yapıldığını ama bu olayda sadece örneklerin alınarak inceleme yapılacağını ifade etmiş.

28 Aralık günü çocuklarını yitiren anne ve baba beş aydır olayın aydınlatılması için mücadele ediyor. Gazete İsveç’e konuşan baba Rizan Aslan, Aren’i hastaneye ilk götürdüklerinde görevlilerin olayı ciddiye alması durumunda oğullarının belki de bugün hayatta olabileceğini söyleyerek yaşananlarda hastane yetkililerinin ve sağlık personelinin ihmali olduğunu belirtiyor. Kendi çocuklarının dışında çevrelerinde iki çocuğun daha koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiğini ama ölüm nedenlerinin başka şekillerde kayda geçirildiğini ifade eden Aslan, İsveç’in ekonomik gerekçelerle kreşleri kapatmadığını ve korona nedeniyle gerçekleşen çocuk ölümlerinin bu sebeple gizlendiğini söylüyor.

‘İYİ’ DEYİP EVE YOLLADILAR’

“26 Aralık’ta Aren’in yüksek ateşi vardı. Korona kapmış olabileceğini düşündük. Ateşi düşüp tekrar yükseldi. Ben oğlumu tanıyorum, hasta olduğunda böyle bitkin olmazdı. Aren’de ciddi bir şey olduğunu, korona olduğunu düşündüğümüzü söyledik. Doktor rutin kontrol yaptı, yarım saat kan almaya çalıştı çünkü kan çekilmişti. Boğazında kızarıklık gördüğünü söyledi. Hem korona hem enfeksiyon olması, ateşinin sürekli inip çıkması normal değil dedik. İyi olduğunu söyleyerek Aren’e içerden ısısının düşmesi için dondurma verdiler ve bizi eve gönderdiler.”

‘DOKTOR: NEDEN GEÇ GELDİNİZ?’

“Aren’in ateşi düştü ama buz gibi oldu, üşümeye ve nefes verirken zorlanmaya başladı. Doktor sonuçlar çıkınca bizi arayacağını söyledi. Bizi aramak, Aren’in durumunu sormak zaten doktorun göreviymiş ama aramadı. 1177’yi aradık. 45 dakika bekleme süresi verince de hemşireyi aradık. ‘Neden bu numarayı aradınız!’ diye bizi azarladı. ‘1177’den size getirmemiz gerektiğini söylediler’ diye yalan söyledik; çünkü durum kötüydü ve bekleme süresi çok uzundu. Hastaneye tekrar gittiğimizde aynı doktor ilgilendi ve Aren’in satürasyonu düşük olunca hepsi panikledi. Başka sağlık görevlileri de geldi ve bir buçuk saat kan almaya çalıştılar ama kan çekildiği için alamadılar. En son dizini delerek kan aldılar. Ve aynı doktor bize ‘Neden geç geldiniz’ dedi. Ben şok oldum. Biz zaten dün buradaydık. Kendisi bizi eve gönderdi.”

“Satürasyonu yükseltmeye çalışırlarken doktorlardan bir tanesi Stockholm ve Umeå’dan birilerini aramaya başladı. Ben durumun ciddi olduğunu anladım. Hızlı test yaptılar ve Aren’in korona olduğunu söylediler. İlk gün eğer test yapsalarmış Aren’in çocuk bölümüne yatırılması gerekirmiş. Diğer çocuklara da burada korona bulaştırma ihtimali olduğu için test yapmamışlar. Biz de korona olduğumuzdan şüpheliydik ve 28’indeki test randevumuza bu nedenle gidemedik.”

‘HELİKOPTER AYARLANSA AREN KURTARILABİLİRDİ’

“Buradaki hastanede dışarda bir oda var. Acile gelenleri önce buraya alıyorlar, sonra da diğer odalara gönderiyorlar.  Bizi de buraya aldılar. Yaklaşık 13-14 saat uğraştılar ama helikopter ya da uçak ayarlayamadılar. Halbuki hastanenin tepesinden helikopter kalkabiliyor. Karaloniska Hastanesi’nde bir cihaz varmış. İkinci gün dahi gitmiş olsaydık bu cihaz sayesinde Aren kurtarılabilirmiş. Ama onlar Stockholm’de korona için kurulmuş ve yaşlı bir hastaya gidecek özel bir ekibi Aren’e yönlendirdiler. Sabah karşı gelen bu ekip doktorlar, yarım saat sonra Aren’in odasından çıktı ve cihazları bile bağlayamadan Aren’i kaybettiklerini söyledi. Aren vefat ettikten sonra, onu korona diye almadıkları gözetim yerine bizi aldılar. Bizim akrabaların hepsi koronaydı ve buraya girip çıktılar ama oğlumuzu korona diye almamışlardı.”

‘FACEBOOK’TA IRKÇI YORUMLAR YAPILDI’

“Aren’in ölüm nedenine korona diyemedikleri için onun DNA’sında bir hastalık bulmaya çalıştılar. Hastane yetkilisi ilk gün açıklama yaptı. ‘Ölüm nedeni çoklu organ yetmezliğidir ama korona da kapmıştı’ dedi. ‘Ölüm nedeni koronaya bağlı çoklu organ yetmezliğidir’ demesi gerekirken Aren’in ciddi bir hastalığa sahip olduğunu söylediler. DNA testinden sonra ise ciddi bir hastalık olmadığı da anlaşıldı. Açıklamalar yapılırken bize de bir şey sormadılar. Anne Thelander’a ‘Gazeteye yaptığın açıklamanı, Aren’in ölüm nedeni koronanın sebep olduğu bakteri enfeksiyonudur olarak düzeltelim dedim ama kabul etmedi. Önceden bir hastalığı yoksa, koronadan sonra bunlar olmuşsa demek ki ölüm nedeni koronadır. Facebook’ta olayla ilgili haberin altına ‘Acaba bunlar çocuğun aşılarını (doğduktan sonra her çocuğa yapılan aşılar) yaptırmışlar mıydı’ şeklinde ırkçı yorumlar yapılmıştı. Tabi buna karşı çıkan yorumlar da vardı.”

‘HASTANEYİ ŞİKAYET AŞAMASINDAYIZ’

“Olayın üzerinden dört ay geçtikten sonra bizimle yaptıkları toplantıya, bölüm şefi, ilgisi olmayan iki hemşire, bizim psikoloğumuz, halkla ilişkilerden bir temsilci ve bir de tarafsız statüsünde bir doktor katıldı. Sorularımızı yanıtsız bıraktılar ve başka toplantıda cevaplayacaklarını söylediler. Geçtiğimiz günlerde yaptığımız ikinci toplantıda yine bizi geçiştirmeye çalıştılar. Israrla ‘Aren’in ölüm nedeni nedir?’ diye sorduğumuz soruya yanıt vermekten kaçındılar. İki saatlik görüşmenin sonunda Aren’in  koronadan öldüğünü kabul ettiler. ‘Biz prosedürleri, yapılacakları değiştireceğiz’ dediler. Bu demektir ki yaptıklarının doğru olmadığını biliyorlar ve bundan dolayı değiştirmeye karar verdiler. Ayrıca bize, ‘Eğer bir çocuğunuz daha olursa ona özel bir doktor vereceğiz ve sizinle çok yakından ilgilenecek’ dediler. Ben tabi ki bunu kabul etmedim. ‘Biz herkesle aynıyız ve ben sisteminizin değişmesini istiyorum. Size güvenebilmemiz için bazı şeyler yapmanız gerekiyor. İlk geldiğimizde doktor bizim dediklerimizi önemsemedi. Önemseseydi, kontrolünü yapıp gözetim altına alsaydı Aren belki de şu anda yaşıyordu’ dedim. Bu konuşmaların sonunda özür dilediler. Taziyelerini ilettiler. Tabi bunlar yeterli değil, hastaneyi şikayet aşamasındayız. Anne Thelander üç defa açıklamada bulundu. Üçünde de Aren’in koronadan öldüğünü söylemiyor, koronanın sadece temel olmayan bir etkisi olduğunu söylüyor. Son toplantıda ‘Sağlıklı bir insan korona kaparsa vücut virüsle savaşır. Virüs galip gelirse akciğerlerine iner, solunum yetmezliği ve buna bağlı olarak çoklu organ yetmezliği oluşur. Değil mi?’ diye sordum ‘Evet’ dediler. ‘O zaman bu insan koronadan mı öldü, çoklu organ yetmezliğinden mi öldü?’ diye sorduğumda da hepsi başını öne eğdi, ‘Evet, koronadan ölmüş olur’ dediler. Aren’in ölüm nedeni önemli değil diye düşünebilirler ama benim bir çocuğum daha doğarsa ben onlara nasıl güveneceğim, yaptıkları yanlış, ben bunu anlatmaya çalıştım. Yalnız benim çocuğum değil, bir çocuk öldüğü zaman sadece rakam olarak görmek acımasızlık.”

‘OTOPSİYİ BİZE DEĞİL AKRAMAMIZA SORDULAR’

“Aren vefat ettiği gün doktorlardan birisi akrabalarımızdan birine ‘Bu görülmemiş bir olay olduğu için, biz gerekli bütün örnekleri aldık ve araştırma yapacağız. Otopsiye aslında gerek yok. Siz otopsi yapılmasını istiyor musunuz?’ diye soruyor. Bizim akraba da bize hiç sormadan, ‘Madem örnekleri aldınız o zaman otopsiye gerek yok’ diyor. Olayla ilgili hazırlanan raporun sonuç kısımlarında ‘Aile zaten otopsiye karşıydı. Bu yüzden otopsi yapılmadı’ yazılmış. Doktor bize sormadan, sadece akrabamıza soruyor ve otopsi yapılmadan rapor bu şekilde düzenleniyor. 

‘DEVLET İÇİN ÖNEMLİ OLAN EKONOMİ’

“Karşı komşumuzun da çocuğu koronadan öldü, bir tanıdığımızın da çocuğu öldü. Ama haberlere ve istatistiklere bakınca çocuk ölümlerini başka şekilde sunduklarını görüyoruz. Benim oğlum belki kreşte kaptı ve bize bulaştırdı. Öğretmenleri de o zaman hastalık iznine ayrılmış ve bize bunun nedenini ‘Yasak’ diye söylemiyorlar. Bizim bir tanıdık, kreşte çalışıyor ve şeflerinin ‘Korona nedeniyle hastalanırsanız asla kimseye söylemeyeceksiniz’ dediğini anlattı. Türkiye, Irak, İran, Hindistan’da olsa anlarsın ama burası İsveç. Dünyada demokrasi konusunda kendini bir numara olarak görüyorsan kabul etmelisin, ‘Çocuklar da ölüyor. Kreşleri kapatıyorum. Çocukları göndermeyin ve bir ebeveyn de evde kalsın, maaşını devlet karşılayacak’ demelisin. Ama demiyorlar çünkü önemli olan ekonomi.”

Öne çıkan haberler!